Home Is Where The Bodies Are - Jeneva Rose Kitap Yorumu

  Kitabı okumaya başladıktan sonra jüri teslimimin ve vizelerimin arka arkaya gelmesi yüzünden okuyup bitirmem çok uzun sürdü. Bir hafta bir kısmını okuyup diğer hafta bir sayfa bile okuyamadığım için de maalesef kitaptan biraz koptum. Ama yine de nereye bağlanacağını aşırı merak ettiğimden sınavlarım biter bitmez koşup kitabı bitirdim. 

 Beth, Nicole ve Michael birbirlerinden ayrı yaşayan üç kardeş. Beth annesiyle yaşayıp son anına kadar onunla ilgilenmeyi seçmiş, Nicole uyuşturucu bağımlısı olmuş ve Michael da babaları yıllar önce kaybolduğundan beri eve dönmemiş. Anneleri ölüm döşeğindeyken Beth'in kardeşlerini eve çağırmasıyla kitap başlıyor. Sonrasında kardeşler eski günleri hatırlamak için yıllar önce çektikleri videoları izlemeye başlıyorlar ama kasetlerden birinde babalarının kanlar içinde olduğunu ve anneleriyle bir cesedi saklama kararı aldıklarını izleyince işler pek de düşündükleri gibi gitmiyor.

 Kitaba başlamadan önce aslında başka bir kitabı okumayı düşünüyordum ama bu kitap karşıma çıkınca adı ilgimi çektiğinden konusuna bir göz atmak istedim ve çok merak ettiğim için hemen bu kitaba başladım. (Home Is Where The Bodies Are'a başlamadan önce okumayı düşündüğüm kitaba yaklaşık beş kere falan başlamaya çalıştım ama hep farklı kitapların araya girmesiyle okuyamadım o kitabı bu sene bitmeden okuyabilirim umarım:D)

 Kitabın güzel başladığını düşünüyorum ama büyük ihtimalle benim haftalara yayarak okumak zorunda kalışımdan dolayı bana olaylar bir türlü başlamıyormuş gibi geldi. Anne ve babalarıyla ilgili o kasetten sonra bir şeyleri araştırmaya başlamaları çok uzun sürdü. Açıkçası şimdi düşününce bir şeyler araştırmaya başlamadılar bile. Ama bunu karakterlerin yaşadığı kayba ve bu kaybın üzerine böyle bir sır öğrenmenin getirdiği şoka bağlayabiliriz. Sanırım. 

 Arada farklı farklı sırların ortaya çıkmasını sevdim. Bütün kopuk kopuk okuyuşlarıma rağmen araya yeni gizemlerin girmesi ve özellikle bir noktadan sonra kitabın daha karanlık bir atmosferi olması ilgimi canlı tuttu. Ters köşelerini de sevdim. Bir noktada zaten az çok ne olduğunu anlamıştım ama hiç düşünmediğim bir şey de vardı ve bu ters köşeyi hem sevdim hem de üzüldüm.

 Karakterlere gelecek olursam hiçbirini sevmedim. Başta Beth'i biraz sevecek gibiydim ama bazı davranışları yüzünden soğudum. Ayrıca kitap dört farklı kişinin bakış açısından yazılmıştı. Beth, Nicole, Michael ve anneleri Laura. Sadece Beth ve Laura olsaydı da yeterdi bence. İlla diğerlerinden de bölüm olacaksa bu kadar sık olmasına gerek yoktu. Bir karmaşıklık olmuyor okurken yani kim kimdi diye düşünülmüyor ama yine de olmasa da olurdu diye düşünüyorum. 

 Ayrıca kitabın kolay okunuyor olmasını da sevdim. Keşke biraz daha rahat okuyabileceğim bir dönemde başlasaydım o zaman daha çok severdim diye düşünüyorum. Yine de ödev teslimlerinin ve vizelerin arasında aklımın bir köşesinde kalıp sınavlar bitince hemen okurum diye düşündürüp beni motive ettiği için de mutluyum. Bu kitap çevrilmemiş ama yazarın başka bir kitabı çevrildiği için buna da sıra gelir bence. İngilizcesi de çok zor değildi B1+ olanlar rahatlıkla okuyabilir.

 Puanım: 7/10

Yorumlar

Yorum Gönder

Popüler Yayınlar